Once kucuk bir not: 6 aydir Kanada'da yasiyorum. Bugun itibariyle 20 gunum kaldi. Sozde Ingilizce ogrenmek icin gelmistim ama surekli Turkce konusup evde ve okulda Kreuzberg'i geride birakacak bir "Kucuk Istanbul" yarattigimiz icin ne kadar basarili olduk mechul.
Buradaki hayatimi en cok etkileyen seyle baslayayim oyleyse. "Soguk!" Ne kadar soguk olabilir ki dendigini duyar gibiyim. "Icine hirka, ustune mont giyersin, olur biter." Oyle degil iste. Anlatmak bosuna, yasamadan tahmin bile edilemeyecek kadar soguk. Kış nasil gecti hatirlamiyorum bile simdi. Geriye donup bakinca ucup gitmis gibi sanki. Birkac goruntu kalmis aklimda. Dizlerinin iki karis uzerine kadar kara batmis ben, kar yuzunden acilmayan bahce kapisi, karin altinda tastan sert bir buz tabakasi vs. Velhasil, harbiden soguk.
Bir daha Istanbul'da hava soguk deyip kolay kolay usumem herhalde.
Gelelim isin efsaneler kismina. Hani derler ya hep, Kanada'da adamin ayagina bas, ayagimi ayaginizin altina koydugum icin ozur dilerim derler diye. Kismen dogru. Toronto'da insanlar cok kibar ve yardimsever. Sokakta haritayi acinca senin sormana gerek bile kalmadan biri yanina gelip yardim ister misiniz diye soruyor. Quebec City ve Montreal'de ise tam tersi. Fransizca konusuldugundan, bu yuzden de Ingilizce konusanlardan pek hoslanilmadigindan mi bilinmez, defalarca sorulmasina ragmen pek yardim etme taraftari olmuyorlar.
Toronto'nun butun 'Amerikan'ligina karsin Montreal ve Quebec City cok avrupai. Hic Fransa'ya gitmemis olmama ragmen Quebec'te kendimi Fransa'da sanmadim degil dogrusu. Rengarenk' civil civil sokaklar, hemen her sokakta birbirinden yetenekli sokak sanatcilari... Hele biri Yann Tiersen parcalarini oyle guzel caliyordu ki gozlerimi kapatip esen hafif ruzgarla hayallerden hayallere kostum. Onun disinda Montreal ve Ottawa'da bulunma sansim oldu fakat haklarinda soyleyebilecek cok fazla seyim yok. Ottawa resmiyetiyle tam bir baskentti. Montreal ise cok cilgin. Geceleri butun insanlar hep bir kosma, hep bir bagirti halindeler.
6 aydir yasadigim Toronto ise saatlerin gecmedigi fakat aylarin goz acip kapayinca yok oldugu bir 'metropolitan'. Cok kulturluluk kavramini biraz abartmislar. Basta Asya olmak uzere dunyanin her yerinden gelen insanlar birarada yasiyorlar. Simdiye kadarki dort ogretmenimin biri Portekizli, biri Italyan, biri Filipinli, digeri ise Fransiz asilli Ingiliz'di. Ucuncu kusak Kanadali bulmak neredeyse imkansiz. Fakat Kanada'da yasayan herkes 'Kanadali' olmayi oldukca benimsemis.
Ingilizce konusunda ne kadar basarili oldum tartisilir ama cok sey ogrendim Kanada'da. Kendi basina ayakta durma, ozguven gibi tahmin edebileceginiz seylerin yaninda, varligindan habersiz oldugum acilar ve sevincler yasadim. Onlarin ne oldugu belki de baska bir yazinin konusudur :) Pisman olup lanet ettigim gunler de oldu tabi, ama donus arifesinde hicbir pismanlik duymadan soyleyebilirim ki iyi ki gelmisim. Belki hatalar da yaptim, evet daha iyi degerlendirebilirdim. Ama bitmez, bitmeyecek sandigim bu alti bucuk ay da bitti gitti iste, farkina bile varmadan...